Bu makalede, çeşitli akademik kaynaklardan ele alınan bilgiler doğrultusunda, propaganda tanımı yapıldıktan sonra Urartu Krallığının siyasi tarihine genel bir bakış atılmış ve Urartu krallarının propaganda yöntemi olarak kullandığı yazıtlar ışığında, günümüz Doğu Anadolu Bölgesi merkez olmak üzere Kuzeybatı İran, Gürcistan ve Ermenistan topraklarında yaklaşık 300 yıl boyunca Urartuların bölgedeki varlıklarını ve egemenliklerini nasıl sürdürdükleri, Urartu Krallığının, yazının içeriği bakımından çeşitli yazıt türleri incelenmiş ve bu doğrultuda Urartu krallarının meşruiyetlerini “Din” mihenk taşına nasıl ve ne şekilde dayandırdıkları ele alınmıştır.
Giriş
Propaganda, Latince kökenli “propagare” kelimesinden gelmektedir. Kelime anlamı olarak; bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca olarak ifade edilmektedir. Günümüzde belirli bir fikri ve inancı kitleler arasında yaygınlaştırmak için kullanılmaktadır. Propaganda, geçmişten günümüze kadar gelen belirli bir ideolojik amacı desteklemek için bilgi ve sembollerin planlı bir biçimde yayılmasıdır. Propagandanın temel hedefi, hedef kitlenin bilişsel ve duygusal yapısını dönüştürmek üzerinedir. [1]
Günümüzde kitle iletişim araçları kullanılarak uygulanan bu yöntem; Eskiçağ da yazıtlar, heykeller, mimari yapılar, kabartmalar ve sikkeler vb. aracılığıyla uygulanmıştır. Krallar savaşarak ülke sınırlarını genişletmeyi, gerek zaferlerden elde edilen ganimet, haraç ve vergiler sayesinde gerek kanallar açıp tarımsal üretimin devamlılığını sağlayarak ekonomiyi güçlendirmeyi, bunları yaparken de tanrının adını ve tapınım alanını geniş coğrafyalara yaymayı vaat ederek, yönetme erkini tanrıdan almıştır. Tanrılar adına tapınaklar inşa edip, çeşitli törenlerde sundukları sunular ve adaklar ile krallar, tanrıları hoşnut tutma gayesi gütmüşlerdir. Bu şekilde tanrıdan aldıkları yönetme gücü ile halkı itaat altına almaları kolaylarmıştır. Eski Ön Asya’da daha çok din olgusunun kullanıldığı bu propaganda yöntemi çivi yazısının kullanımı ile birlikte yazıtlarda yer bulmaya başlamıştır . MÖ I. binde Urartu kralları da inşa, sefer ve zafer yazıtları ile faaliyetlerini dini bir temele oturtarak, icraatlarının tanrıların izni ve isteğiyle yapıldığını ifade etmişlerdir.
Urartu
Devletinin Siyasi Tarihi
Urartular, Erken Demir Çağı’nda Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan feodal beyliklerin Sarduri önderliğinde birleşerek, MÖ IX.- VI. Yy’ler arasında Van Gölü Havzası merkez olmak üzere batıda Fırat Nehri, doğuda İran-Azerbaycan, kuzeyde Gökçe Göl ile Aras Vadisi, güneyde Toroslar ve Urmiye Gölü’nün güneyini de içine alan geniş bir bölgeye hâkim olarak, Ön Asya’nın büyük ve güçlü devletlerinden biri haline gelmiştir. Urartu tarihi genel hatlarıyla iki ana evreye ayrılmaktadır. Bu ayrım her iki ana evrenin siyasi ve kültürel bakımdan, yönetim şekillerinin yapısal karakterlerine göre belirlenmektedir. MÖ XIII.yy’ın başları ve MÖ IX.yy’ın ilk yarısı arasındaki dönem yoğun Asur tehlikesi ve saldırıları karşısında feodal beylikler tarafından oluşturulmuş, Uruatri ve Nairi Konfederasyonlarının egemen oldukları dönemdir. Urartu’nun “Proto Tarihi” Olarak düşünülen bu dönem, Tarhan tarafından Urartu’nun “Arkaik Çağı” olarak adlandırılmıştır. İkinci ana dönem ise MÖ IX. yy’ın ikinci yarısı ile MÖ VI. yy. başları arasında, feodal beyliklerin birleşerek Urartu Devleti’ni oluşturduğu dönemdir.
Urartuların ilk kralı hala günümüzde tam olarak belirlenememiştir, “Urartulu Arame‟ adlı, Asur kaynaklarında geçen şahsiyetin ilk devlet reisi olabileceği konusu hala gündeme gelmektedir ancak gerçek manada Lutipri oğlu Sarduri I (M.Ö.840-830) Urartu Devleti’nin ve Tuşpa’nın yani bugünkü Van Kalesi'nin de kurucusu olmuştur. Sarduri I (M.Ö.840-830) İšpuini (MÖ 830-820), Menua (M.Ö.810-785/780), Argišti I (M.Ö.785-780-760) ve Sarduri II (M.Ö.760- 730) Dönemlerinde Urartu Krallığı en parlak dönemini yaşamıştır. Urartular, MÖ 810-764 yıllarında gerçekleştirdikleri askeri seferler ve mimari alandaki yeniliklerle, Doğu Anadolu’nun en güçlü siyasi birliği haline gelmiştir. Adı geçen krallar, iktidarlarını güçlü tutmak üzere muhtemelen Asur ’un kullanmış olduğu kralî yazı geleneğini propaganda faaliyetlerinde kullanmaya başlamışlardır.
Sarduri II ‘den sonra başa gelen Rusa I (MÖ 735-714), Argišti II (MÖ 714-685), Rusa II (MÖ 685-645) bu hükümdarlık dönemleri içinde devlet çok git gelli bir hal almış Kimmerler ve İskitler önemli bir siyasi güç haline gelmiştir. Aynı zamanda Asur Krallığı da sınırlardaki baskısını arttırmaya devam etmiştir. Urartu Krallığı için askeri seferler devam etmekle beraber, diplomasi önemli bir araç haline gelmiştir. İmar faaliyetleri yine hız kesmeden devam etmektedir. Bu döneme genel açıdan bakılırsa “Duraklama Dönemi” demek mümkündür. Rusa II nin ölümü üzerine Urartu tahtına Sarduri III (MÖ 645-635) geçmiştir. Bu tarihten sonra ise Urartular, Ön Asya’daki önemini büyük oranda kaybetmişlerdir. Buna paralel olarak Asur Devleti de MÖ 650’ lerde eski gücünü kaybetmeye başlamış ve gittikçe güçlenen Medler karşısında zor durumda kalmıştır. Ön Asya’da ortaya çıkan güç dengelerinin değişimiyle birlikte başta İskitler ve Babil gibi önemli politik güçler ortaya çıkmıştır. Babil kronikleri, İskitlerin MÖ 609’da Urartu sınırlarına yaklaştıklarını, Yukarı Dicle Havzasındaki Urartu bölgesini hâkimiyetleri altına aldıklarını göstermektedir. Bunun en belirgin delilleri de Çavuştepe ve Karmir- Blur kazılarında ele geçirilmiştir. Bu kazılarda İskit silah ve eserlerinin bulunması Urartuların, İskitler tarafından yıkıldığını desteklemektedir.
Urartu ile ilgili son bilgiler Eski Ahit’te geçer. Yeremya, Kral Zedekiah’ın 4. yılında (MÖ 594) Urartu, Mannea, İskit ve Medler’in Babil üzerine saldırmasını ister. Urartu adı bu tarihten sonra Yakındoğu yazılı kaynaklarında görülmemektedir. Sonuç olarak Urartu Krallığının yıkılma sebebi İskit ve Med devletlerinin askeri faaliyetlerinin sonucu gibi gözükmektedir.
Urartu
Devletinde Propaganda: Yazıtlar
MÖ I. Binde Ön Asya’nın en güçlü uygarlıklarından biri olan Urartular da egemen oldukları coğrafyada yerlerini sağlamlaştırmak için bazı yöntemler uygulamışlardır. Urartu kralları meşruiyetlerini ve güçlerini öncelikle kendi halklarına daha sonra ise diğer devlet ve topluluklara kabul ettirmek için çeşitli propaganda yöntemlerine başvurmuşlardır. Krallar, kraliyet yazıtları, rölyefler, görkemli mimari yapılar, sulama kanalları gibi birçok öğeyi içeren propaganda araçları kullanmışlardır ancak kraliyet yazıtlarının ise daha elit bir kesime hitaben krallar tarafından bizzat yazdırıldığı ve Urartu ideolojisinin daha etkili bir şekilde yürütülmesine yönelik olduğunu düşünülmektedir. Urartu kralları yazıtlar aracılığıyla hedef kitlelerine mesajlarını daha net bir şekilde gönderiyorlardı.
Urartu yazıtları; Zafer yazıtları, adak yazıtları, yapı yazıtları, kanal yazıtları, depo yazıtları, lanet yazıtları olarak gruplandırılabilir. Yazıtlarda kullanılan yazı dili standarttır ve genellikle birbirini tekrar eden ifadeler bulunmaktadır. Yazıtların çoğunlukla kralî faaliyetleri belirtmek için kullanımı, işlenen konuların sınırlı kalmasına neden olmuştur. Bu nedenle Urartu sosyal hayatı ile ilgili bilgilerimiz sınırlıdır. Urartu yazısının Asur ’dan alındığı bilinsede Urartulara has bir biçim alarak, zamanla kendilerine özgü bir yazım tarzı da gelişmiştir. Yazıtlarda metin dili katı ve buyurgandır. Metinlerde kralın mutlak otoritesi hissedilir.
Urartu yazıtları, tanrı adıyla başlar ve gücü tanrıdan alan kralın ifadelerine yer verir. Kralın sefere çıkışı, sefer güzergâhı, sefer sürecinde ele geçirilen kentler, ele geçirilen ganimetler, alınan vergi-haraç miktarları ve esir sayıları belli bir düzen içinde yazılır. Yazıtların sonunda ise bir beddua metni bulunur. Yazıtlarda kullanılan bu yazım düzeni, kralların propagandalarına hizmet etmek için itinayla uygulanırdı.
1. Kraliyet
Metinlerinde Propaganda
Urartu Devleti’ne ait ilk yazıt Sarduri I dönemine tarihlendirilmektedir. Van Kalesi kayalığının kuzeybatı ucunda bulunan ve Sardırburç yazıtı olarak adlandırılan yazıtta Sarduri:
“Lutipri oğlu Sarduri, büyük kral, güçlü kral, dünyanın kralı, Nairi Ülkesi’nin kralı, benzeri olmayan kral, hayret verici çoban, dik başlı uyruklarla savaşmaktan korkmayan kralın yazıtıdır. Lutipri Oğlu Sarduri, krallar kralı, her kraldan haraç almış olan (benim). Lutipri oğlu Sarduri şöyle der: Bu taşları Alniunu Şehri’nden getirttim ve bu duvarı yaptırdım.” [2]
“……Tanrı Haldi’nin kudretiyle, İšpuini oğlu Menua, tanrı Haldi’nin buyruğu üzerinebabasının tahtına oturduğu zaman Šatiru Ülkesi ayaklandı……” [3]
Karmir-Blur'da bulunan ve Rusa I’e ait olan yazıtta da kral, krallığın atalarına verildiği gibi kendisine de tanrı Haldi tarafından verildiğini anlatmaktadır.
Bu yazıtlardan kralın yönetme yetkisini tanrıdan alarak siyasi otoritesini tanrısal güce bağladığı anlaşılmaktadır. Ayrıca “… ataların atanmış tahtına çıktığım zaman…”, “…babasının tahtına oturduğu…” gibi ifadelerde yazıtlarda sıklıkla karşılaştığımız ifadelerdir. Urartu kralları tarafından seçilen bu kelimelerin bilinçli bir propagandaya hizmet ettiği ve krallıkta başkalarının hak iddia etmesinin önüne geçilmek istendiği açıktır.
2. Sefer
Yazıtlarında Propaganda
Urartu kralları yaptıkları seferleri tanrıların emriyle yaptıklarını yazıtlarında açık bir şekilde belirterek, aldıkları bu tanrısal desteği, rakipleri ve halk üzerinde propaganda unsuru olarak kullanmışlardır. Böylece yaptıkları seferlere de meşruiyet kazandırmışlardır. Erzurum ili, Pasinler ilçesi’ne bağlı Yazılıtaş Köyünün yakınında bulunan ve kayalık üzerine, kayanın güney yönü traşlanarak oluşturulan dikdörtgen kör pencere içerisine yazılmış olan Yazılıtaş Yazıtında Urartu Kralı Menua’nın Diauehi ülkesine yapmış olduğu sefer anlatılmaktadır:
“……Tanrı Haldi, kendi mızrağıyla güçlü ülke olan Diauehi’ye karşı sefere çıktı ve ülkeyi dize getirdi. Tanrı Haldi güçlüdür, Tanrı Haldi’nin mızrağı güçlüdür. Tanrı Haldi’nin kudretiyle İšpuini oğlu Menua sefere çıktı. Tanrı Haldi önden gitti. Menua der ki: Diauehi Ülkesini ele geçirdim. Krali kent Šašilu’yu savaşta ele geçirdim, ülkeyi yıktım, kaleleri yerle bir ettim. Šešetinele ülkesine, Zua Kentine kadar ulaştım. Utuha kentini... Menua der ki: Diauehi’nin Kralı Utupurşini önüme çıktı, ayaklarıma kapandı, önümde secde etti. Merhamet gösterdim. Haraç ödemesi koşulu ile hayatını bağışladım. Altın ve gümüş verdi. Geri dönecek tutsakları tümüyle serbest bıraktım……” [5]
Sarduri II dönemine ait olan, Van Kalesi’nin doğu ucunun kuzey yamacında bulunan Hazine Kapı ve Analıkız olarak bilinen, anakayaya kazılmış stel ve kaide üzerinde bulunan yazıtta;
“……Argišti oğlu Sarduri der ki: (Onların) ilahi büyüklüğünden düşman ülkelerinde (yardım) istediğim için efendi Tanrı Haldi’ye, Tanrı Teišeba’ya, Tanrı Šivini’ye ve Biainili Ülkesi’nin (bütün) tanrılarına, yalvardım. Tanrılar bana kulak verdiler ve yol gösterdiler. Yola koyuldum ve Puluadi Ülkesi’ne karşı sefere çıktım. (Düşman ordusu) savaş için önüme geçti. (Onları) geri attım ve Libliuni Şehri’ne kadar kovaladım(?).Tahkimatlı krali şehir Libliuni’yi güç kullanarak ele geçirdim. Orada bir yazıt diktirdim……” [6]
İfadeleri yer almaktadır. Bu yazıtta Sarduri, Urartu Panteonunun baş tanrısı Haldi, Fırtına tanrısı Teišeba, Güneş tanrısı Šivini başta olmak üzere Biainili ülkesinin bütün tanrılarına, düşmana karşı yardım etmeleri için yalvardığını ve tanrıların da kendisine karşılık verdiğini, yol göstererek zaferle sonuçlanacak bir sefere çıkışını anlatır. Tanrıların yanında olduğunu ifade eden bu anlatım tarzı, Urartu kralının ordusu üzerindeki etkinliğini artırmak için başvurduğu bir propaganda yöntemidir. Bu yöntem Eskiçağda Mezopotamya’da özellikle Sümer, Asur ve Babil Devletleri’nde de çeşitli biçimlerde kullanılmıştır.
Fethedilen bölgelerden esir alınan insanların Urartu ülkesine getirilmesinin de belli bir propagandaya hizmet etmek için yapıldığını söyleyebiliriz. Esirlerin ülkeye getirildiği güzergâhta bulunan vassallara, bağlılıklarını sona erdirmek isterlerse nasıl bir son ile karşılaşacakları gösterilmekte ve bunun için vergilerini düzenli ödemeleri, isyan etmemeleri telkin edilmektedir. Urartu krallarından Menua, Argišti I, Sarduri II, Rusa I, Argišti II ve Rusa I bıraktıkları yazıtlarda aldıkları esirlerin ve canlı hayvanların sayılarını belki de biraz abartılı bir şekilde vermişlerdir. Van Kalesi’nin güneybatı ucunda bulunan Argišti I’in kaya mezarına doğru inen merdivenlerin sol tarafında yer alan ve 8 sütundan oluşan Horhor Yazıtı’nda bu sayılar net bir şekilde okunmaktadır.
“18.243 kişi (o) yıl(ın esir sayısıdır). Kimilerini öldürdüm ve kimilerini de canlı götürdüm. 790 ... at, 100 deve, 22.529 büyükbaş hayvan ve 86.830 küçükbaş hayvan (da sürüp çıkardım). Argišti der Ki: Tanrı Haldi uğruna bu kahramanlıkları bir yıl içinde yaptım” [7]
Sarduri I dönemine ait Hazine Kapı ve Analıkız olarak bilinen yazıtta da esir sayısı toplamda 39.135’tir. Ganimet olarak alınan hayvanların sayısı da yaklaşık 47.000 gibi azımsanmayacak bir sayıdır.
“Haldi’nin büyüklüğüyle Sarduri der ki: Üç tahkimattı kaleyi ele geçirdim. (Onu) güç kullanarak ele geçirdim. Bir gün içinde de 23 Şehir ele geçirdim. Kaleleri yerle bir ettim, şehirleri yaktım ve Ülkeyi tahrip ettim. Oradan erkek ve kadınlar sürgün ettim. 8.135 erkek, 25.000 kadın ve 6.000 savaşçı götürdüm. 2.500 at, 12.300 büyükbaş hayvan ve 32.100 küçükbaş hayvan sürüp çıkardım. Bu(nlar) krala yeterdi fakat ülkeyi terk ettiğim zaman savaşçılar kendi aldıklarını ayrı götürdüler.” [8]
Batı İran’da Erdebil’den Hazar Denizi’ne giden yolda bulunan, Savalan Dağı eteklerinde Sarab’da tespit edilen Razlık Yazıtında Kral Argišti II, Urartu ülkesini güçlendirmek için doğuya yaptığı seferleri şu şekilde anlatmaktadır:
“Tanrı Haldi’nin kudretiyle Rusa oğlu Argišti der ki: Arhu Ülkesine karşı sefere çıktım ... Ušulu Ülkesi’ni ve Buqu Ülkesi’ni ele geçirdim. Muna Irmağı’na kadar ilerledim ve oradan geri döndüm. Girduni Ülkesi’ni, Gituhani Ülkesi’ni ve Tuisdu Ülkesi’ni ele geçirdim ve büyük İruqima Şehri’ni de ele geçirdim. Ele geçirdiğim ülkeleri haraç (ödemeleri koşulu) ile bıraktım. Ayrıca bu kaleyi güç kullanarak aldım (ve yeniden) yaptırdım. (Oraya) “Argišti - irdu” adını verdim. Biainili Ülkesi’nin güçlendirilmesi ve düşman ülkelerinin bastırılması için (yaptım). Tanrı Haldi’nin büyüklüğüyle Argišti güçlü kral, Šurili Ülkesi’nin kralı, Biainili Ülkesi’nin kralı, kralların kralı ve Tušpa Şehri’nin kahramanıdır. Argišti der ki: Her kim ad(ım)ı tahrip ederse veya her kim bu yazıta karşı suç işlerse, Tanrı Haldi, tanrı Teišeba, tanrı Šivini (ve bütün) tanrılar onu güneş ışığından yoksun etsinler.”9ad(ım)ı tahrip ederse veya her kim bu yazıta karşı suç işlerse, Tanrı Haldi, tanrı Teišeba, tanrı Šivini (ve bütün) tanrılar onu güneş ışığından yoksun etsinler.” [9]
Bu yazıt, Urartu Devleti’nin doğuya doğru genişleyen sınırlarını göstermesi açısından önemli bir yazıttır. Argišti II, yazıtta Tanrı Haldi’nin büyüklüğüyle, ülkesini güçlendirmek ve düşman ülkelerini bastırmak için sefer düzenlediğini anlatmaktadır. Ele geçirdiği yerlerde bulunan kaleleri yeniden imar ederek kendi adını vermesi bu bölgelerde kalıcı olmak istediğinin bir göstergesidir.
3. İmar Faaliyeti Yazıtlarında Propaganda ve Kurban Sunma
Urartu kralları, gerçekleştirdikleri imar ve inşa faaliyetleri için çok sayıda yazıt bırakmışlardır. Bu yazıtlar genellikle çok kısa metinler halindedir ve bu yapıların hangi kral zamanında inşa edildiklerini, hangi tür yapı olduğunu anlatmaktadır. Söz konusu yazıtlar, kralların kurdukları şehirler, şehirdeki yapılar, kaleler, kanallar, barajlar, tapınaklar, bağ ve bahçelerin imarını anlatmaktadır. Bu yapıların daha önce ıssız ve gelişmemiş olan topraklarda yaptırılarak bu yerlerin mamur edildiği kralî bir dille ifade edilmiştir.
Argišti I’in Horhor Yazıtında yer alan ifadede:
“Tanrı Haldi’nin buyruğuyla Menua oğlu Argišti der ki: Biainili Ülkesi’nin güçlendirilmesi ve düşman ülkesinin bastırılması için, İrpuni Şehri’ni kurdum. Yer kır idi, orada hiçbir şey yapılmamıştı. Orada büyük işler yaptım. Oraya Hati Ülkesi’nin ve Supa Bölgesi’nin 6(?).600 savaşçısını iskan ettirdim. Tanrı Haldi’nin Büyüklüğüyle, Menua oğlu Argišti der ki: (Onların) ilahi büyüklüğünden (yardım) istediğim için efendi Tanrı Haldi’ye, Tanrı Šivini’ye ve Biainili Ülkesi’nin (bütün) tanrılarına yalvardım. tanrılar bana kulak verdiler….” [10]
İfadeleri, kralın Urartu Devleti’ni güçlendirmek için İrpuni şehri’ni kurduğu yönündedir. Urartu krallarının inşa faaliyetleri, büyük oranda yeni yerleşim yerleri kurularak hem ülke topraklarını iskân etmek hem de ele geçirdikleri kentlerden getirdikleri insanları buralara yerleştirerek nüfuslarını arttırmak için yapılan uygulamalardır. Dolayısıyla bu uygulamanın temelinde ülkenin askeri ve ekonomik gücünü arttırmak düşüncesi var olduğu düşünülebilir. Adilcevaz Kef Kalesi’nde Rusa I’e ait tek bir satır halinde kabartmalı bazalt bloklara yazılmış olarak bulunan yazıttaki ifadeler:
“Tanrı Haldi’nin büyüklüğüyle, Argišti oğlu Rusa bu Asihuse’yi yaptırdı. Kayalık çoraktı ve (başka) hiçbir kral asla yaptıramazdı. Tanrı Haldi buyurduğu gibi ben yaptım. Rusa der ki: her kim bu steli tahrip ederse, tanrı Šivini (onu) yok etsin.” [11]
Şeklindedir. Urartu kralı Rusa I daha önce kimsenin imar etmediği kurak, çorak toprakları iskân etmekle övünerek kendisine saygınlık kazandırmak istemiştir. Bu şekilde propaganda yaparak kendisini seleflerinden farklı, daha başarılı bir konuma yerleştirmekte ve hem halkın hem de rakiplerinin gözünde itibarını arttırmak gayesindedir. Kralların yaptıkları faaliyetleri yazılı olarak bırakmaları, bir nevi tarih yazıcılığı yapmak suretiyle, kendilerinden sonra tahta çıkacak olan haleflerine de örnek olmayı amaçlamaktadırlar.
Urartu Devleti, özellikle Menua döneminde başlayan ve Rusa II Döneminde de yoğun bir şekilde devam eden sulama kanalı, suni gölet ve baraj yapımıyla, toprağın sulama imkânlarını geliştirmiş ve halkın tarıma yönlendirilmesini sağlamıştır. Bu tesislerin yapım aşamaları ve süreçleri, ayrıntılı olmasa da yazıtlarda anlatılmıştır. Devletin ve kralların, halk için ve kendilerinden önce hiçbir kralın yapmadığı bu faaliyetleri, sadece tanrıların adına kendilerinin yapabildiğini yazıtlar aracılığıyla anlattıkları görülmektedir. Ağrı ili, Eleşkirt ilçesi, Pirabat köyünde Pirabat Kalesi’nin aşağı yukarı 500 m batısında kale ile dere arasında yer alan, İšpuini ve Menua dönemine ait olan yazıtta Tanrı Haldi’nin gücü ile su tesisi yaptıkları anlatılmaktadır:
“Haldi mızrağı ile sefere çıktı. Lusa oymağını yendi. Kataraza oymağını yendi. Haldi güçlüdür. Haldi’nin mızrağı güçlüdür. Lusa (ve) Kataraza oymaklarını yok ettiler. Šurili ülkesini ele geçirdiler. Anase şehrine kadar ilerlediler. Oradan geri döndüler. Bu su tesisini yaptılar” [12]
Van il merkezinin 23 km doğusundaki Gölardı Köyünün 6 km doğusunda, Toprakkale ile Erek Dağları’nın arasında yer alan vadideki suni bir gölde bulunan Keşişgöl Yazıtında, Tuşpa ve Rusahin ili kentlerinin su ihtiyacının karşılanması için oluşturulan gölün yapılışı anlatılmaktadır.
“……dağlar yüksek. Kanallar ve hendekler için su... ettim. Rusa Gölü‟ adını verdim. Oradan çorak yer olan Rusahinili’ye kanal açtım. Biainili ülkesi... (ve) düşman ülkelerinin... idi. Rusa der ki.. Rusahinili’ye kurduğum (ve) bu gölü yaptığım zaman buyruk verdim. Tuşpa şehrinin halkı... Rusahinili önündeki yeri ve öyle bir Göl yerini... çorak (ve) dikilmemiş (?) idi. O halk ki... Rusa der ki: o yerde üzüm bağı, orman ve ekilecek tarla kurdum. Orada büyük işler yaptım. Bu göl Rusahin ili şehrinin sulaması için olsun. ... Alaini Irmağı’ndan akan su Rusahin iliye. Bir miktar su Alaini Irmağı (yolu ile) Tuşpa şehri için... bir miktar su Rusahinili için... bir miktar ise fazla……” [13]
Bu imar faaliyetlerinin, halkın ihtiyacına hizmet etmek için devlet hizmeti olarak yapılması, Urartular için sosyal devlet anlayışının geliştiğini düşündürmektedir. Ancak Urartularda yapılan bu faaliyetlerin, sosyal devlet anlayışından ziyade kralların kendi gücünü göstermek, prestijlerini artırmak için yapıldığı fikri daha ağır basmaktadır. Urartu krallarına iktidar ve meşruiyeti veren Tanrı Haldi’dir. Bu yüzden krallar yaptıkları her icraatı tanrının lütfuyla gerçekleştirdiklerini yazıtlarına kaydetmişlerdir. Ayrıca krallar tanrıları hoşnut kılmak için düzenledikleri törenlerde tapınaklara bol miktarda adak ve kurban sunmuşlardır. Urartu devlet dini ve kurban konusunda en temel veri kaynaklarından Biri Kral İşpuini tarafından inşa edilen Meher Kapı Yazıtıdır. Bu yazıt din Devlet ilişkisi ve tanrılara sunulan kurbanların sayısı, türü ile ilgili önemli Bilgiler aktarmaktadır. Meher Kapı Yazıtında şu ifadeler geçmektedir:
“Efendisi Tanrı Haldi’ye Sarduri oğlu İşpuini ve İşpuini oğlu Menua bu Kapıyı inşa ettiler ve Güneş Tanrısı Ayı’nda bir ayin yapılmasını buyurdular: Tanri Haldi, Tanrı Teišeba, Tanrı Šivini ve tüm tanrıların….Tanrı Haldi’ye altı oğlak kurban kesilmelidir.” [14]
Yine Kelişin Yazıtındaki ifadede:
Ardini (Asurca Musasir) kentine Tanrı Haldi’nin arkasında geldikleri zaman, Sarduri oğlu İşpuini yüce kral, güçlü kral, dünyanın kralı, Biainili Ülkesinin kralı (Asurca Nairi), Tušpa kentinin hâkimi ve İşpuini oğlu Menua Tanrı Haldi!ye bir tapınak inşa ettiler. Yüksek yola bir stel diktiler… Tapınağın önünde Sarduri oğlu İşpuini kusursuz mızraklar sundu, çok kaliteli büyükbaş hayvan(?) sundu,… bakır…lar sundu, bakır kaplar sundu,…. sundu ve tekrardan birçok büyükbaş hayvan sundu. (Bunları) Haldi kapısına koydu ve hayatımızın sevinci olan efendi tanrı Haldi’ye verdi…Ardini Şehri’nin Haldi kapısına sığır… gönüllü (?) getirsinler…” [15]
Kralların yazıtlarında tanrılar için yaptırdıkları hizmetleri dile getirmelerinin yegâne nedeni iktidarlarının ve zaferlerinin kaynağının tanrılar olduğuna inanmalarıydı. Zira krallar tanrılara ne kadar iyi hizmet ederlerse mükâfatlandırılacaklarına inanmış, bu sebeple tapınaklar inşa etmiş, tapınakların onarımıyla yakından ilgilenmiş ve törenler düzenlemişlerdir.
Sonuç
Bütün bulgular incelendiğinde Urartu Devleti’nde toplumsal ve siyasi birliğin sağlanmasında din olgusunun çok önemli bir mihenk taşı olduğu görülmektedir. Nitekim krali yazıtlarda kralların iktidarının, askeri zaferlerinin, ülkedeki bolluk ve bereketin tanrıların desteği ile gerçekleştiğinin belirtilmesi Urartu Devleti’nin teokratik bir yönetim şekline sahip olduğunun göstergesidir. Din eksenli siyasetin bir sonucu olarak tanrılara hitapla başlayan Urartu çivi yazılı metinlerinde kralların askeri zaferleri genellikle Tanrı Haldi’ye bağlanmıştır. Ayrıca birçok metinde Tanrı Haldi ile birlikte Tanrı Teišeba ve Šivini›nin adları da geçmektedir. Urartu dininin yazılı kaynaklarda geçmeyen bazı yönlerini ise kült uygulamaları ve tasvirler tamamlamaktadır. Urartular iktidarın tanrılar tarafından kendilerine hizmet etmeleri için seçtikleri kişiye bahşedildiğine ve tanrının ordunun yanında bizzat onlar için savaştığına inanmıştır. Bu sebeple Urartu kralları yazıtlarında sefere çıkarken tanrının gücünün yanında olduğunu her fırsatta dile getirmiştir. Tanrıların desteğini kaybetmek istemeyen krallar tanrıları hoş tutmaya çalışmış, yollar, köprüler, su kanalları, tapınaklar inşa etmiş, yazıtlarında da yaptıkları bu hizmetleri tanrıların yardımıyla gerçekleştirdiklerini kaydetmişlerdir.
Urartu yazıtları ve belgeleri I. Sarduri döneminden itibaren devletin yıkılışına kadar devam etmiştir. Urartu kralları bu yazılı belgeleri iktidarlarını güçlendirmek, gelecek nesiller tarafından anılmak, tanınmak, düşmanı korkutmak için birer araç olarak kullanmıştır. Hatta kendi icraatlarını önceki krallardan daha başarılı gösterme amacıyla eski yazıtları da kullanmışlardır. Yazının yanında resimler, semboller de iktidarın gücünü kanıtlamaya hizmet etmiştir. Buradaki bir diğer amaç da toplumun iktidarın aleyhinde olabilecek herhangi bir eylem içerisine girmesini engellemektir.
KAYNAKÇA
- Morkoç, A. N. (2020). Urartu Devleti’nde Kralların Propaganda Araçlarından Biri: Yazıtlar. In İ. Kalaycı & G. Kalmış (Eds.), Türk Kültürüne Hizmet: Öğr. Gör. Sadiddin Öztürk’e Armağan (s. 111-138). Ankara: Gazi Kitabevi.
- Ceylan, N. & Çiftçi, M. (2021). Kuzeybatı İran’daki Urartu Yazıtlarındaki Savaş ve Propaganda İfadeleri. MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 10(2), 1369-1388.
- https://doi.org/10.33206/mjss.896379
- Akkuş Mutlu, S. (2022). Urartularda İktidarı Güçlendirme Aracı Olarak Tarih Yazıcılığı. In Uluslararası Prof. Dr. Halil İnalcık Tarih ve Tarihçilik Sempozyumu Bildirileri I. Cilt (ss. 161-181). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
- Baş, A. (2018). Urartu Krallığı’nın Doğu Politikası: Nedenler ve Sonuçlar. THE Journal of Social Sciences Institute, 39, 9-34.
[1] “Ünsal Oskay, “Propaganda Teorisi ve Propagandanın Gelişimi,” Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi 35, no. 1 (1980): 256”
[2] “Sarduri Yazıtı, Alniunu Şehri, MÖ 8. yüzyıl, aktaran: G. Melikişvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskova: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 45.”
[3] “Menua Yazıtı, Šatiru Ülkesi, MÖ 9. yüzyıl, aktaran: G. Melikişvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskova: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 52.”
[4] “Rusa Yazıtı, Aza Ülkesi, Teišebaini Şehri, MÖ 8. yüzyıl, aktaran: F. König, Handbuch der chaldäischen Inschriften (Graz: Akademische Druck- u. Verlagsanstalt, 1955), s. 102.”
[5] “Menua Yazıtı (Diauehi Seferi), MÖ 9. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskova: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 49 –50.”
[6] “Sarduri Yazıtı, Puluadi Seferi, MÖ 8. yüzyıl, aktaran: G. Melikişvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskova: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 47 –48.”
[7] “Argishti Yazıtı (esir ve ganimet sayıları), MÖ 8. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskva: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 46.”
[8] “Sarduri Yazıtı (ganimet ve sürgün listesi), MÖ 8. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskova: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 47 –48.”
[9] “Argishti Yazıtı (Arhu ve çevresi seferi), MÖ 8. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskva: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 46 –47.”
[10] ”Menua Oğlu Argišti Yazıtı (İrpuni Şehri’nin kuruluşu), MÖ 9. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskova: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 50–51.”
[11] ”Rusa Oğlu Argišti Yazıtı (Asihuse Steli), MÖ 8. yüzyıl; aktaran: F. König, Handbuch der chaldäischen Inschriften (Graz: Akademische Druck- u. Verlagsanstalt, 1955), s. 104.”
[12] ”Urartu Yazıtı (Lusa ve Kataraza Seferi), MÖ 9. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskva: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 51.”
[13] ”Rusa Yazıtı (Rusahinili ve Rusa Gölü projeleri), MÖ 8. yüzyıl; aktaran: F. König, Handbuch der chaldäischen Inschriften (Graz: Akademische Druck- u. Verlagsanstalt, 1955), s. 105–106.”
[14] ”İşpuini ve Menua Yazıtı (Kapı İnşası ve Ayinler), MÖ 9. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskva: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 53.”
[15] ”İşpuini ve Menua Yazıtı (Ardini/Musasir Tapınağı ve Haldi Kapısı), MÖ 9. yüzyıl; aktaran: G. Melikišvili, Urartskie klinoobraznye nadpisi (Moskva: Akademiya Nauk SSSR, 1960), s. 54–55.”
